AKP’NİN DIŞ POLİTİKA KARNESİ
AKP’NİN DIŞ POLİTİKA KARNESİ
Şimdi lütfen medyanın büyük çoğunluğunun çıkarları gereği yaptığı yanlı yayınlarla oluşturulan ön yargılarımızı ve bizi sağduyulu insan olmadan uzaklaştıran taraf tutar gibi partizanca bakışı, bir kenara bırakalım, elimizi vicdanımıza koyalım ve sağlıklı, objektif bir değerlendirme yapmaya çalışalım.
Değerlendirmeye başlamadan önce bazı gerçeklerin ve tespitlerin altını çizelim. Hepimiz biliyoruz ki AKP, dini referansları olan, dini ve milli duyguları önemsediğini iddia eden ve bu iddia ile kalmayıp, her konu ve ortamda bu konular üzerinden siyaset yapan bir partidir. Bütün uygulamaları, atamalardaki tercih ve tasarrufları, kadrolaşmada uyguladıkları “bizden olsun ne olursa olsun” yaklaşımı ve bunu daha da ileri boyuta götürerek “dindar Cumhurbaşkanı” seçtik söylemi bu bakış açısını doğrular niteliktedir.
Peki dini ve milli referansları olduğu öne sürülen bir partinin dış politika uygulamaları acaba bu özelliğini yansıtır nitelikte mi? Propagandalarla empoze edilmeye çalışılan “son derece aktif ve başarılı bir dış politika” takip ediyoruz söylemi, acaba gerçekten doğru mu? Örnekler ve somut olaylar bazında bir gözden geçirelim.
Gürcistan’dan başlayalım. Biliyorsunuz, Gürcistan üzerinde Türkiye’nin antlaşmalardan kaynaklanan garantör hakkı vardır. Yani Türkiye’nin katılımı ve onayı olmaksızın orada fiili durum yaratılamaz. Bu denge böyle kurulmuş ve AKP hükümetlerine kadar yıllarca sürdürülmüştür. Uzun soluklu ve gerçekçi siyaset anlayışından uzaklaşılmaya başlanması ile olaylar çığırından çıkmaya ve Türkiye’nin bölgedeki etkinliği kırılmaya başlamıştır. Nitekim bir gün önce Gürcistan Devlet Başkanı Şaakaşvili ile Başbakan Erdoğan görüşmüş, kucaklaşmış ve her zamanki gibi propagandaya dönük boş söylemlerde bulunulmuş, ancak ertesi gün Gürcistan Rus birliklerince işgal edilmiş ve binlerce Gürcü katledilmiştir.
KIBRIS’ta onca kayıp, şehit ve sıkıntıya rağmen, yıllarca tüm Cumhuriyet Hükümetlerince sürdürülen; milli çıkarlara uygun eşit ve adil bir çözüm önerisi söylemi bir kenara bırakılmış, yılların direnişi etkisiz hale getirilirken, Kıbrıs davasının sembol isimleri ( Denktaş gibi) tasfiye edilmiş ve Kıbrıs’ın Müslüman Türk halkı, Rumların inisiyatifine, yani kaderine terk edilmiştir.
Afganistan’da NATO Ülkelerinin Hıristiyan askerleri, ABD’nin öncülüğü ve önderliğinde Müslüman Afgan halkı üzerinde katliamlara varan keyfi uygulamalarını sorumsuzca ve rahatlıkla sürdürürken, Türkiye bölgede göstermelik bir unsurla son derece etkisiz ve yetkisiz durumdadır.
Başbakan Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanı olduğu Ortadoğu coğrafyasında durum Müslümanlar açısından işler acısı. Başbakan Lübnan’a gidiyor, Lübnan Parlamentosunda konuşuyor, dönüyor ve ertesi gün Lübnan, İsrail Ordusunca işgal ediliyor ve binlerce Müslüman katlediliyor.
Bütün dini ve milli söylemlere rağmen, ABD’nin Irak’a müdahalesine uygun ortam sağlanmış, CHP’nin direnişi ile 1 Mart Teskeresinin reddedilmesine rağmen, ABD’ye Irak işgali ile ilgili gerekli destek, üstü örtülü olarak AKP hükümetince verilmiştir. Verilmiştir de ne olmuştur? Irak üçe bölünmüş, bir milyon civarında Müslüman öldürülmüş, binlerce Müslüman kadına tecavüz edilmiş, kısaca tam bir vahşet ve kaos ortamı yaratılmıştır.
Irak’ın göz göre göre parçalanmasına seyirci kalınmış, üstelik Anadolu toprakları ve milli imkanlarımız da kullanılarak Irak’ın kuzeyinde etnik yapıda bir Kürt devletçiğinin oluşturulmasına çanak tutulmuştur. Söz konusu bölgede, daha düne kadar ilkel aşiret lideri durumunda olan, boyuna bakmadan her fırsatta Türkiye’ye tehditler savuran, denetimlerinde bulunan topraklarda konuşlanarak Türkiye’ye hain saldırılar gerçekleştiren terörist örgüte gerekli desteği sağlayarak, on binlerce insanımızın ölümüne, binlerce güvenlik mensubumuzun şahadetine, milyarlarca dolar harcama yapmak zorunda bırakılarak Türkiye’nin zayıflatılmasına yol açan Barzani ve Talabani ile pazarlık yapma durumuna gelinmiştir. Ancak pazarlık tek taraflıdır ve sürekli yeni tavizler istenmektedir. Maalesef, milli hassasiyet ve çıkarlar bir kenara bırakılarak bu tavizler verilmeye devam edilmektedir.
İsrail üç askeri kaçırıldı bahanesiyle Lübnan’ı tarumar ederken, bölücü terör örgütü Irak’ın kuzeyinden 300-400 kişilik grupla sınırı geçip vatan topraklarını bekleyen onlarca askerimizi şehit ettiğinde sadece hamasi nutuklar atılmakla yetiniliyor ve hiç bir şey yapılamıyor.
Musul, Kerkük ve Telafer’de binlerce Müslüman Türkmen’in katliamına sadece seyirci kalınıyor ve Türkmenler bu bölgede Iraklı Kürtlerin insafına terk ediliyor.
Büyük abartılarla Arap-İsrail görüşmelerine arabuluculuk yapacağız söylemi ile ortalıkta caka satılıyor ve bu kapsamda İsrail Devlet Başkanı OLMERT’le Ankara’da el sıkışıp pozlar veriliyor. Ancak bu görüşmeden üç gün sonra İsrail Gazze’ye saldırıp, yüzlerce müslümanın öldürülmesine ve binlercesinin de yaralanmasına yol açan vahşeti başlatıyor.
İsrail’le ilk resmi askeri anlaşmaya imzayı “Siyonizmin” yılmaz düşmanı Erbakan atıyor. Bu anlaşmaya göre İsrailli pilotlar, Konya’da uçuş ve atış eğitimleri yapıyor ve yaptıkları eğitimin pratiğini de, Filistin’de Müslümanlar üzerinde katliamlar şeklinde yapıyorlar. Ama hocanın talebeleri ve manevi önderi olduğu grup ve yapı, milletin gazını almaya dönük küçük ve ihtiyatlı tepkiler sergiliyor ve bu grup telin mitinglerinin hazırlayıcısı ve öncüsü durumunda görülüyor. Çelişkiler ülkesiyiz vesselam.
Özetle; Ortadoğu’da binlerce Müslüman katledilirken, başbakanımız Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanlığını yürütüyor. Yürütüyor da ne oluyor? Tüm önemli çıkar alanlarımız ve davalarımızda tam bir başarısızlık söz konusu. Yüksek sesle her fırsatta seslendirilen “etkinlik” propagandasına rağmen, durumdan da anlaşılacağı gibi, son derece etkisiz ve ciddiye alınmayan bir ülke görüntüsü veriliyor. Ve bütün bunlar, milli ve dini değerlere önem verdiğini söyleyen bir iktidar döneminde yapılıyor.
Daha onlarca örneği sıralamamız mümkün. Peki söyler misiniz, bunun neresi başarılı bir dış politikanın göstergesi olabilir? Ailece, çoluk çocuk, turistik gezi şeklinde dünyanın dört bir yanını dolaşmayı dış politika zannedenler, siz kimi kandırıyorsunuz?
Tekrar vicdanlara dönelim. Allah aşkına bütün bunların neresi başarı? Yoksulluk ve yolsuzluklar sonucu kendi dışında kimseyi, hiçbir kesim ve yeri düşünemez hale gelen bir grup insanın üzerinde, ele geçirdiğiniz medya gücü ile hala propaganda yapabilirsiniz ve mümkündür ki pekala kandırmaya ve oyalamaya devam edebilirsiniz. Ama bu ülkenin aydınlık, sağduyulu ve vicdan sahibi insanlarına bunu artık yutturamıyorsunuz haberiniz ola…
Bedri AĞAÇ
Filed under: Dış Politika | Leave a Comment
No Responses Yet to “AKP’NİN DIŞ POLİTİKA KARNESİ”